9/12/2009 · Kategori: KITAPLAR

DOL KARABAKIR DOL;BEDRİ RAHMİ EYÜPOĞLU

“Karadutum,çingenem,çatalkaram”onu anımsamak için yeterlidir.Bedri Rami EYÜPOĞLU’nu anlamak için şiirlerini iyice didiklemek gerekir.Şiirlerinde aşk yatar, kendisi yatar, kendini yerin dibinde vurmaktan da hiç kaçınmaz.Türkü sözleri onu şairliğinden utandırır ve bunu itiraf edecek kadar içtendir.

Şiirleri baştan aşağı insan sevgisi, Anadolu sevgisi ile dokunmuştur. Tıpkı resimleri ve yazılarında olduğu gibi.

Eminim ki benim gibi şairi sevenler aynı görüştedir: ”İyi ki Anadolu’dan Bedri Rahmi geçti”

 


ÇAKIL

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde
Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar
Bir gelincik açılır ansızın
Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Seni düşünürken
Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır
Deliler gibi dönmeğe başlar
Döndükçe yumak yumak çözülür
Çözüldükçe ufalır küçülür
Çekirdeği henüz süt bağlamış
Masmavi bir erik kesilir ağzımda
Dokundukça yanar dudaklarım

Seni düşünürken
Bir çakıl taşı ısınır içimde.


Bedri Rahmi EYUBOĞLU


Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

19/10/2009 · Kategori: FOTOGRAFIN ANLATTIGI

BU ADAMLAR NE YAPIYOR?

Güzel yurdumun her köşesi ayrı bir tat, renk ve espri ile dolu. Burası Beypazarı’nda eskiden bağ evi olan bir restoran. Akşamları bağlama ve cümbüş eşliğinde türkülerin  şarkıların söylendiği, fıkraların ,anıların anlatıldığı neşeli bir yer.Fotoğrafta gördüğünüz iki adam baba ile oğlu.Baba Mehmet Emin amca 82 yaşında ve her akşam oğlu ile konukları için yöresel halk oyunlarını oynuyor.

Ayrıca türkü söylüyor. Torun her akşam işinden çıkıp sazendelere darbukasıyla eşlik ediyor ve türkü söylüyor. Mutluluğun resminden bir kare. Ömürleri uzun olsun.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

14/10/2009 · Kategori: KITAPLAR

TÜRK POP MÜZİK TARİHİ - BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ, NAİM DİLMENER


Müzik üzerine ülkemizde yayın azlığı önemli bir eksiklik. Naim Dilmener’i gazetelerden sürekli izlerim. Kendisi konusunda yetkin bir müzik eleştirmenidir. Hazırladığı Pop Müzik Tarihi kitabı oldukça büyük bir açığı kapatmakla kalmıyor, ayrıca kendisinin de belirttiği gibi yeni çalışmalar bir çağrı yapıyor.

İlk bölümde fonografi, plak, pikap ve radyonun tarihini kısaca anlatıyor.Ülkemizde pop müziğin başlaması 1960’lı yıllarda görülüyor.60’lı, 70’li, 80’li, 90’lı ve 2000 yılınız başına kadar 10’ar yıllık dönemler halinde pop müziğimizin tarihi oldukça esprili ve olduğu gibi incelenmiş.Yazar her dönemin dünya pop müziği gelişmelerini ve uzunca bir dönem kendi pop müziğimizi nasıl beslediğini çok güzel irdeliyor.Ülkede ve dünyada olup biten siyası ekonomik ve kültürel gelişim ve değişimlerin,müziği nasıl etkilediğini çok güzel ortaya çıkarmış.O dönemin dergilerinden ve gazetelerden alınan fotoğraflı ekler hem görsel hem de içerik olarak kitaba renk ve değer katmış.

Dünyada ve ülkemizde düzenlenen müzik yarışmaları, festivaller ve Erovizyon yarışmaları ile ilgili ayrıntılı ve şaşırtıcı bilgiler bulabileceğiniz kitap; çok emek verilmiş ve özenle hazırlanmış belgesel bir çalışmadır.

Müzikle ilgilenen herkesin arşivinde mutlaka bulunmalıdır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/10/2009 · Kategori: KITAPLAR

FLORANSA BÜYÜCÜSÜ – SALMAN RÜŞDİ


Yazar bu kitabı yazmak için çok araştırma yaptığını söylüyor. Doğrudur. Romanda Babur imparatorluğundan Osmanlıya ve Rönesans İtalyasına uzanan bu geniş coğrafyada birbiri içine geçmiş masal ve gerçek öyküler bulacaksınız. Neşeli, gizemli, entrika dolu olayları Salmam Rüşdi’nin kendine has tarzıyla ve ilginç kurgusuyla örmüş romanını. Kendine yakışanı yapmış yazar.Ben beklediğimi buldum yeni romanda.

Avrupa Rönesansı yaşarken Osmanlı ve Babur İmparatorluklarında olan bitenle ilgili fikir sahibi oluyorsunuz.Kadın büyücü üzerinde kurgulanan iktidar ve güçler savaşının nelere yol açtığını gördüm. Bir o kıtaya bir bu kıtaya, bir o zamana bir şu zamana yolculuklar yapıyormuşum hissini verdi bana. Roman içindeki kahramanların zaman zaman felsefe boyutlarındaki iç hesaplaşmaları kendinizden de yanlar bulduğunuz anlar.

 Masal tadında gerçekler ve gerçeklerin masallaşmış halleriyle üç farklı kültürün birbiriyle ilişkilerini görmek, bir kuş misali kıtalar arasında uçmak.Nasıl bittiğini anlamayıp tekrar okumak isteyeceksiniz bu romanı.Bu romanı okuyanların yazarın “Geceyarısı Çocukları” adlı romanını da mutlaka okumalarını öneririm.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

30/9/2009 · Kategori: SEYAHAT

GODALAK:BADEMLER KÖYÜNDEN BİR SÜPRİZ


Evet yanlış görmediniz. Ekmeğin içinde bir yumurta var.Bu ilginç lezzet İzmir iline bağlı Urla ilçesinin Bademler köyünden.Köyde her Pazar günü köylü pazarı kuruluyor.Yörede yetişen sebze,meyve,çiçek ev yapımı yiyecekler,ekmek,gözleme ve daha neler neler satılıyor.İnsanın hepsini alası geliyor.Godalak esmer undan yapılan bir kişilik ekmek.Hamur fırına verilemeden içine yumurta konuyor.Pişince mis kokulu  içinden yumurta çıkan bir ekmeğiniz oluyor.Yanına da çay gel keyfim gel.

 

Bu pazara yolunuzu mutlaka düşürün. Hatta aç gidin.Pazar içinde semaver çayı içip,gözleme yiyebileceğiniz yerler var.Daha sonra alışveriş yapın, hatta köyün içinde kaybolun.Köyde bir tiyatro salonu ve oyuncak müzesi var.

 

Doğayla ve muhabbetle geçireceğiniz lezzetli bir gün önerisi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

25/9/2009 · Kategori: KITAPLAR

YARALARIM AŞKTANDIR/ FÜRUĞ FERRUHZAD

 ah ne denli dingin ve gururla geçiyordu
garip bir su akıntısı gibi
bu terk edilmiş sessiz Cumalarda
bu sıkıntılı evlerde
benim yaşamım
aaah ne denli dingin ve gururla geçiyordu



Gazeteci yazar Karin KARAKAŞLI sayesinde tanığım İranlı kadın şair, yazar, oyuncu, ressam. Geç tanığım içim üzüldüm. Ancak hiç tanıyamama olasılığı ortadan kalktı. Bu anlamda çok sevinçliyim.

İran benim için hep hüznün ve gizemin ülkesi olmuştur. Yüzyıllardır köklü bir tarihi ve kültürü olan, yaşadığı şeriat düzeni ile bu güzellikleri gizleyen ironi ülkesidir İran. Bu yapısı ile zaman zaman sıra dışı sanatçılar da çıkıverir bu topraklardan. Hayyam gibi. Ama ne yazık ki toplum olarak İran sanatı ve edebiyatı ile ilgili çok bilgimiz yoktur. Komşumuzla tarih boyunca çok içli dışlı olmamıza rağmen.

Ferruzad çok özgün yanları olan bir şair. Dönemin tek kadın şairi. İranlı kadınların sorunlarını ortaya koyan, başkaldıran, sorgulayan ama hep hüzün kokan şiirleri ile okunması incelenmesi gereken bir şair. Rıza Şah Pehlevi’ye karşı çıkmış ve şiirleri İran toplumunca erotik bulunmuş.

İran kültürü ile yoğrulmuş yüreğinin sesini dinleyerek özgür ve cesur 32 yıl süren yaşamında çok şey yapmış. Birçok şiir kitabı yazmış. Belgesel filmler çekmiş, sinema ödülleri almış.”Film gibi olan hayatı” ölümünden sonra film olmuş.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

11/9/2009 · Kategori: FARKLI YEMEKLER

YUMURTALI YEŞİL FASULYE KAVURMASI

 















Bu yemeği yemediyseniz veya yapmadıysanız denemenizi öneririm.Tabiki mevsimi geldiğinde.Aksaray’da bu yemek çok sevilir ve yapılır.Oralarda adı “Göğ Pakla Kavurması” olur.Hatta yazın fasulye kurutulur, kışın aynı yemek, kurusundan yapılır.

Malzemeler:

Yarım Kilo Taze Fasulye

Bir Kuru soğan

2 yumurta

zeytinyağı

tuz,

karabiber,kırmızı pul biber(istenirse)

Yapılışı:

Fasulyeler yıkanıp ince ince doğranır.(Enfazla0,5 cm. boyunda ve hepsi eşit şekilde olmalıdır.Pişmesi kolay olur) Tabanı geniş bir tencereye yağ ve soğan konur az kavrulur.Hemen fasulye ve tuz eklenir.Kısık ateşte sık sık karıştırılarak pişirilir.Fasulyeler iyice pişince yumurtalar eklenir ve hızlıca karıştırılır.Ateş söndürülür.Yemek yarım saat dinlendirilir.

Bazı yöreler de fasulye haşlanıp daha sonra kavuruluyor.Ben çok lezzetli ve sağlıklı bulmadığımdan önermiyorum.

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

7/9/2009 · Kategori: KITAPLAR

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BONCUK OYALARI


Ne zengindir Anadolu toprağı. Bereket fışkırır her yerinden. Toprağından,ırmağında ve kadınların maharetli ellerinden.Boş durmaz kadınımız.Tarla bağ bahçe işleri yoksa evde üretir.Evini süsler, çeyiz yapar,oya örer, atıkları,eskileri,doğal malzemeleri değerlendirir.Ve önüne zengin bir estetik ve folklorik değeri olan ürünler ortaya koyar.Anadolu’ da kadın anadır,üreticidir ve sanatçıdır.

Sevgi ŞENOL yılların emeği ve birikimi ile yine güzel bir kitap hazırladı. Kendisine konuk olduğum zamanlarda proje halindeydi. Büyük bir emekle gerçekleştirdi projesini.Ellerine sağlık

Her şeyin birer popüler birer tüketim maddesine dönüştüğü günümüzde iyi birer ders aynı zamanda bizlere.Ne diyor Sevgi Hanım bizlere bu kitabında;

1.Anadolu’nun geleneksel el sanatları yok oluyor, ben kaybolmasına razı değilim ve bunun için çaba gösteriyorum.

2.Bu çabaya sizi de çağırıyorum. Zenginliklerimiz kaybolmasın.

Şöyle diyor kitabında Sevgi Hanım:

“Anadolu kadınının yaratıcılığının, sanat zevkinin eseri olan bu güzel el sanatı ürünlerimizin unutulmaması, kültürümüzün gelecek kuşaklara aktarılması için son çalışmalarımı ’’Geçmişten Günümüze Boncuk Oyalarımız’’ adıyla Türkçe-İngilizce olarak yayınladım. Daha kolay öğrenilmesi için yapım aşamaları yazılı anlatım yerine fotoğraflarla gösterildi. Günlük hayatta farklı kullanım alanlarına  uygulanarak boncuk oyalarına işlevsellik kazandırıldı.

         Kitapta boncuk oyaları yanında ebru, çeşmibülbül, sedef kakma, oltu taşı, halı, kilim, nazar boncuğu, çorap, havlu, kutnu kumaş, Rize bezi, bağlama, türkü, mani, lokum, fındık, mısır ekmeği, yoğurt gibi bizim olan, bizi tanıtan değerlerimize,  çay kahve içme adetlerimize de fotoğraflarda özellikle yer verildi”

Anadolu kültürüne yazılı eserleriyle  ve eserleri ile katkıda bulunan Sevgi Hanımı kutluyorum.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

3/9/2009 · Kategori: SEYAHAT

PINARLAR VE ÇİNİLER DİYARI KÜTAHYA

















Hisarlı Ahmet adlı bir halk ozanı ve derlemeci vardır bilirmisiniz? Peki "Kütahya'nın Pınarları" adlı türküyü.Büyük bir aşkın hüzünle biten öyküsü çok hoş bir ezgiyle söylenir.Benim gönül tezgahımda başköşede yer alır bu türkü.

Pınarlarını göremedim. Son yıllarda atağa kalkan, uykusundan uyanıp barındırdığı değerleri anlatmaya başlayan bir şehir. İlkler şehri Kütahya.Çini ve seramik sanatının başkenti. Etrafındaki termal turizm potansiyeli ile atağa kalkmakta geç bile kaldı. Frig vadisine yakınlığı ile de ayrı bir arkeolojik zenginliğe sahip. Son yıllarda İzmir’den o bölgeye oldukça gezi turu düzenlenmektedir. Zamanla turizm potansiyeli artacaktır.

 

Neler var bu şehirde? Çini müzesi mutlaka gezilmeli. Kütahya’da çini sanatının çıkışından günümüze çok değerli çini eserler ile çini yapımında kullanılan boya fırça vb. malzemeler sergileniyor. Giriş kapısında ise Dünyanın İlk toplu iş sözleşmesini gösteren duvar yazıtı görülebilir. Arkeoloji müzesi küçük ancak nadide eserleri barındırıyor. Şimdiye kadar çıkarılmış en iyi durumdaki Amazon lahti buna bir örnek.Gerçekten üzerindeki kabartmalar çok güzel.

 Macar Kossuth evi ilginç hikayesi ile sizleri bekliyor. Macaristan’dan Osmanlıya uzanan özgürlük ve yaşam mücadelesi ve iki yıla yakın yaşadığı etnografik değerleri de taşıyan müze ev ilgi çekici.

Germiyan sokağında eski evler görülebilir.Ancak bir çoğu elden geçmeli restore edilmeyi bekliyor.

Şehzade şehri olduğundan cami bol.Çini çarşısı şehir dışında ancak alışveriş tutkunları için ideal.


Kültür ve termal turizm atağıyla takdire şayan bu şehri mutlaka gezin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

29/6/2009 · Kategori: SEYAHAT

ESKİŞEHİR;KENDİNİ SÜREKLİ YENİLEYEN ŞEHİR




Eskişehir Belediye Başkanları Yılmaz BÜYÜKERŞEN ile çehresi tamamen değişen bir şehir.Eski halini görenler şimdiki halini çok beğeniyorlar.Özellikle Porsuk Çayı ve çevre düzenlemesi çok takdir topluyor.Porsuk üzerindeki köprülerin heykelleri çok kötü taklit edilmiş.Paris havası verilmeye çalışılmış.Odun Pazarı evleri güzelce restore edilmiş.Otel olarak hizmete girecekmiş.Çağdaş Cam sanatları Müzesi çok hoşuma gitti.Mutlaka gezilmeli.Lületaşı imalatı ve satışının yapıldığı Atlı Han güzel.Ancak zaman azlığından bu sanatla ilgili yeterince gözlem yapamadım.Araştırmalarım sonucu Eskişehir’de gezilmesi gereken bir çok müze ve ören yeri olduğunu öğrendim.Ayrıca sanat etkinlikleri ve sanayisi ile taktire şayan bir kent.

Bu şehre en az 2 gün ayırmak gerekir. Kendini geliştiren ve değiştiren bir şehir olarak her zaman takdire şayan.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::